19 Mayıs 2012 Cumartesi

Çocuk Ruh Sağlığı sayfa 78


Okulda çocuk Ruh Sağlığını etkileyen bazı faktörler:

1) Öğretmen Çocuk İlişkileri:

Okul öncesi eğitiminde kaliteyi belirleyen en önemli faktörlerden biri öğretmen- çocuk ilişkisinin tarzıdır. Çocukların sağlıklı gelişimleri; okulda kendileri ile ilgilenen, ihtiyaçlarını zamanında ve uygun bir şekilde karşılayan öğretmenlerine bağlıdır. Bu göstergeler öğretmenin sınıf yönetimi, iletişim ve uygulama sürecine ilişkin yeterliliklerine yöneliktir. Veliler daha okula ilk ziyaretlerinde bu ilişkiye ilişkin bazı sinyalleri alabilirler.

·       Öğretmen çocuk ilişkisi: 
• Çocuklar ile teke tek de zaman geçiriyor,
• Çocukların yiyecek, dinlenme, tuvalet, yalnız kalma ihtiyaçlarını dikkate alıyor,
• Net, tutarlı kurallar ve sınırlar koyuyor. Bunları çocuklar ile birlikte koyuyor,
• Çocukları sosyal beceriler edinmelerine- sıra olmak, yardımlaşmak, başkaların duygularını anlamak vb. yardımcı oluyor,
• Soru sormalarını, problemlerini dile getirmelerini, fikirlerini söylemelerini, öneri getirmelerini destekliyor,
• Birbirlerine zarar vermelerini önlemeye çalışıyor. Kızgınlıklarını doğru yol ile ifade etme fırsatı tanıyor,
• Olumlu disiplin yöntemlerini kullanıyor ceza vermiyor,
• Çocukların etraflarındaki dünyaya olan ilgilerine dikkat ediyor olması gerekir.

2) Arkadaş İlişkileri:
     
Arkadaşlık,  erken çocuklukta başlayıp gelişen bir ilişkidir. İlkokul yıllarında arkadaş edinemeyen bir gencin, birden arkadaş topluluğuna karışması zordur.
Arkadaşlık kurma becerisi yüzme gibi ne kadar erken başlarsa o denli kolay gelişen bir beceridir. Sağlıklı bir ailenin bile çocuğuna arkadaş grubunun vereceği doyumu vermesi mümkün değildir. Aile ancak çocuğa uygun arkadaş ortamı hazırlayarak yardımcı olabilir.
Gencin olumlu arkadaş ilişkisi kurmadan topluma açılması beklenemez. Bu bakımdan arkadaşlık ilişkileri toplumsal ilişkilere öncülük eder. Arkadaşlarca aranmak, beğenilmek ve benimsenmek benlik saygısının önemli bir koşuludur. Genç bu ilişkilerde, giderek zekâsıyla, spor ve sanat yetenekleriyle kendisini kanıtlar. Yardımlaşarak, paylaşarak, duygusal alışverişe  girerek dostluk bağları kurar. Kendi kişiliğini sınar ve geliştirir. Çünkü arkadaş grubu, gence kendi kişiliğini yansıtan bir ayna olur. Kendisini tanır ve tanıtır. İnsanlarla iletişim kurma ve işbirliğine girme yolu ile toplumsal becerilerini geliştirir. Arkadaş grubuna giren genç, artık hem birey, hem de topluluğun eşit bir üyesidir. Kısaca genç, erişkin dünyasına adım atmaktadır. Arkadaşlık kurmak ve sürdürebilmek başlı başına bir başarı, ruh sağlığının bir ölçüsüdür. Ailesine aşırı bağımlı, güvensiz bir çocuk okulda başarılı olabilir ama arkadaşlık kurmada yetersiz kalabilir. Çocuğun karşı cinsle arkadaşlık kurabilmesi için önce kendi cinsinden yaşıtlarıyla arkadaşlık kurabilmesi gerekir. Bu bakımdan arkadaşsızlıktan yakınan ya da hiç arkadaş aramayan bir gencin önemli sorunları olduğu hiç duraksamadan söylenebilir. Çünkü toplumsal yaşamda kendi kendine yetebilmek olanaklı değildir. Bu nedenle evinden çıkmayan, uğraşlarıyla zaman harcayan bir genç, evinden çıkmak zorunda kaldığında bocalar, uyumsuzluk belirtisi gösterir. Kendilerine göre kötü arkadaşları olmadığı ve dersinden başka bir şey düşünmediği için çocuğundan memnun aileler vardır. Bu hiçte sevinilecek bir durum değildir.

3) Okul- Aile İş Birliği
Eğitim  sadece  okullarda  geçen bir süreç  değildir. Ailelerin de kaliteli  bir eğitimin gerçekleşmesinde  önemli rolü vardır. Aile, eğitim açısından okulun dışındaki en etkili çevredir. Bu nedenle eğitim açısından okul-aile arasında sağlam bir ilişkinin kurulması önemli ve zorunludur.
Eğitim sistemimizde okul-aile ilişkisi denilince akla çok fazla üretken olmayan sıkıcı toplantılar, üzücü haberlerin (notların, yaramazlıkların) söylendiği etkinlikler gelmektedir. Okul ve ailenin  çok ayrı görevlere sahip ve birbirlerinin işine karışmamaları gereken kurumlar olmaları gerekir. Anne ve baba çocuk eğitimi konusunda bilgili, görev ve sorumluluğunu  bilen; davranışlarıyla çocuğa örnek olan bir yapıda olmalıdır.
Genellikle okulda disiplinin sağlanması için aileden yardım beklenir. Aile de çocuğun eğitim ve öğretiminden sadece okulu sorumlu tutar. Oysa SAĞLIKLI, KALİTELİ BİR EĞİTİMİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN ÖĞRETMEN- VELİ İLİŞKİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ atılması gereken en önemli adımdır. Okul ve aile çocuğu yetiştirip, onun hayata kazandırılması  konusunda çalışan en önemli kurumlardır. Bu iki kurumun sürekli iletişim içinde olması gerekir.
Okul – aile ilişkisinin  geliştirilmesi ile her şeyden önce sunulan eğitim ve öğretim etkinliklerle zenginleşir. Okul ile öğrenci arasındaki sorunların çözümüne katkıda bulunur. Okulda  ve  okulca  yapılacak çalışmalara katılımın artması ile başarı yolundaki engeller ortadan kalkar.
Okul – aile ilişkileri  çeşitli etkinliklerle mutlaka  geliştirilmelidir. Bu yolla; veli, okul, öğrenci, öğretmen arasında canlı bir etkileşim sağlanmalıdır.  Okul – aile ilişkileri; şikayet üreten, sürekli eleştiri getiren, olumsuzlukları ön plana çıkaran  bir biçimde değil, yönetime katkıda bulunulan, olumlu düşünülen, sorunları çözmede aktif rol üstlenebilen  bir düzeyde olmalıdır. Uyumlu, karşılıklı  anlayış, sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler okul başarısını olumlu yönde etkiler.


Çocuk Ruh Sağlığı sayfa 73

Okul Fiziki Koşulları İle İlgili Araştırma
Soru: Okul binası kaç katlı? 
Cevap: İki Katlı
Soru: Yeterli büyüklükte bahçesi var mı?
Cevap: Evet.
Soru: Bahçede spor alanları mevcut mu?
Cevap: Evet. Çocuklar için basketbol sahası düzenlenmiş.
Soru: Bahçe korumalı mı?
Cevap: Evet. 
Soru: Okulun dış görüntüsü estetik mi?
Cevap: Evet.
Soru: Okul koridorları uygun genişlikte mi?
Cevap: Hayır. Küçük olduğunu düşünüyorum.
Soru: Merdiven genişlikleri yeterli mi?
Cevap: Evet
Soru: Engelli öğrencilerle ilgili tedbir alınmış mı?
Cevap: Hayır, alınmamış.
Soru: Sınıflar yeterli büyüklükte mi?
Cevap: Evet.
Soru: Sınıfların aydınlatma ve havalandırma düzeni yeterli mi?
Cevap: Evet
Soru: Sınıf içi donanımlar çocuklar için uygun ve yeterli mi?
Cevap: Evet
Soru: Okulun bilgisayar laboratuvarı var mı?
Cevap: Hayır, yok.
Soru: Okulun fen laboratuvarı var mı?
Cevap: Yok
Soru: Okulun kütüphanesi var mı?
Cevap: Yok ama sınıflarda kitaplıklar var.
Soru: Okulun tuvaletleri temiz mi?
Cevap: Evet temiz

Gelişim Alanları sayfa 156


0-1 Yaşta Dil Gelişimi
1) Bebek ilk aylarda ihtiyaçlarını ağlayarak belirtir.
2) 2. - 3. ayda kumru gibi sesler çıkarır. (agulama)
3) 3. - 4. ayda çevreden gelen sese doğru dönmeye 
çalışır.
4) 6. ayda anlamsız heceler üretir.
5) 7. - 8. ayda konuşma seslerini taklit eder.
6) 9. ayda hece tekrarları yapar. (da da – ba ba)
7)11. – 12. ayda anlamlı ilk sözcüğünü üretir.



1-2 Yaşta Dil Gelişimi
1) Sözcük dağarcığı genişler (50 – 60 sözcük)
2) Ürettiği tek sözcük bazen bir cümle anlamını
taşır.
3) 1,5 – 2 yaşta iki kelimeli ifadeler ay da iki 
sözcüklü cümlecikler üretir.
4) Basit yönergeleri anlar ve yerine getirir.



2-3 Yaşta Dil Gelişimi
1) Dil gelişimi hızlıdır.
2) 2.5 – 3 yaşta ortalama 200 sözcük üretir.
3) Gramer kurallarına uygun konuşma 
gelişmeye başlar.
4) Şahıs zamirlerini ve çoğul eklerini kullanmaya 
başlar.
5) Sürekli soru sorar.
6) Basit öyküleri dinler.



3-4 Yaşta Dil Gelişimi
1) Sözcük dağarcığında ortalama 300 sözcük 
vardır.
2) Zaman belirten sözcükleri kullanmaya başlar.
3) 4 kelimeli cümleler kurar.
4) Konuşması belli ölçüde gramer kurallarına 
uygundur.
5) Basit öyküleri anlatır.



4-5 Yaşta Dil Gelişimi
1) Gramer kurallarına uygun konuşur.
2) Karmaşık cümleler üretir.
3) Kitaplara yoğun ilgi duyar.
4) Sembollerle – sözler arasındaki ilgiyi 
kavramaya başlar.



5-6 Yaşta Dil Gelişimi
1) Yetişkin diline yakın dil becerisine sahiptir.
2) Bilmediği sözcüklerin anlamlarını sorar.
3) Önce düşünür, sonra konuşur. 
4) Espri anlayışı gelişmeye başlar.
5) Sohbete katılır.
6) Öykü anlatır.





Gelişim Alanları sayfa 165



View more presentations from sevincalptekin.